Coğrafi İşaret

Mut Zeytinyağı

Mut’un zeytinliklerinde hasat zamanı geldiğinde, her zeytin bir karar anıdır.
Ekim ayında erken hasat edilen zeytinler, henüz yeşilken toplanır; Aralık ayına kalındığında ise olgunluğun altın rengi belirir. Bu iki zaman, Mut zeytinyağının karakterini şekillendirir.

İlk damla ağıza değdiğinde, dil ucunda hissedilen hafif yakıcılık ve kısa süreli acılık, bu yağın kusuru değil; üstünlüğünün işaretidir. Ardından damakta yayılan yumuşaklık, zeytinin olgun aromasıyla dengelenir. Yeşil meyvemsi tat, acı badem ve yeni biçilmiş çimen kokularıyla birleşir. Bu koku, Mut’un toprağını ve rüzgârını hatırlatır.

Aralık ayında derilen zeytinlerden elde edilen yağlar berraktır; altın sarısı rengiyle ışığı yakalar. Daha akışkan bir kıvama sahiptir ve olgun zeytinin sıcak, davetkâr aromasını taşır. Erken hasatta ise renk daha koyudur; yeşilden altın sarısına dönen tonlar, yağın daha yoğun yapısını müjdeler. Damakta kalan hafif burukluk, işte bu erken hasadın imzasıdır.

Mut zeytinyağını farklı kılan, yalnızca tadı değildir.
Kimyasal gübre ve yoğun zirai mücadeleye başvurulmadan elde edilen zeytinler, yağa kendine özgü bir saflık kazandırır. Düşük peroksit değeri, bu saflığın bilimsel karşılığıdır. Zaman geçse bile kalitesini koruyan bu yağ, doğru koşullarda iki yıl ve daha uzun süre saklanabilir.

Bir şişe Mut zeytinyağı açıldığında, sadece bir lezzet değil;
toprağa saygının, hasat zamanının ve ustalığın dengesi sofraya dökülür.