Tescil

Antalya Bergamot Kabuğu Reçeli

Bir bergamot reçelinin yolculuğu, sabırla başlar.
Güneşle olgunlaşmış bergamotların sarı flavedo kabukları, ustaların ellerinde özenle rendelenir. Her meyve, kendi büyüklüğüne göre 6–8 parçaya ayrılır; kabuk, meyve etinden nazikçe ayrılır. İç kısmındaki beyaz albedo, acılığını bırakması için ince bir bıçak darbesiyle sıyrılır. Ardından kabuklar, geleneksel bir ritüel gibi rulo yapılır ve pamuk ipliğine dizilir.

Bu ipler, sadece kabukları değil; zamanı ve emeği de taşır.
Acılığını bırakması için önce kaynar suyla buluşur, sonra soğuk suyla dinlenir. Günler boyunca—günde üç, bazen dört kez—suları değiştirilir. Sabır burada bir erdem değil, bir zorunluluktur. Bergamot kabukları, doğanın sertliğini geride bırakıp zarif bir aromaya dönüşene kadar suda bekler.

Sonra ateşle şeker buluşur.
Kazanda kaynayan şurup, yavaş yavaş bergamot kabuklarını sarar. Ustalar kıvamı gözle değil, bilgiyle takip eder; refraktometrede ölçülen her Briks değeri, lezzetin matematiğidir. Tam zamanında eklenen limon tuzu, reçele o dengeli ferahlığı kazandırır. Kıvam, 67–69 Briks’e ulaştığında artık her şey hazırdır.

İpler kesilir, reçel sıcacık kavanozlara doldurulur.
Kapaklar kapatılır, kavanozlar ters çevrilir. Soğuduklarında ise artık sadece bir ürün değil; bir hikâye raflara yerleşir.

Güneşten uzak, serin ve kuru bir yerde muhafaza edilen bu bergamot reçeli, açılmadığı sürece iki yıl boyunca aynı tazelikle bekler.
Ama asıl mesele raf ömrü değil; kavanoz açıldığında yayılan o koku…
Bir anda sizi Akdeniz’e, bergamot ağaçlarının altına, emeğin ve geleneğin iç içe geçtiği bir ana götürür.

Bu sadece reçel değil.
Bu, sabrın, ustalığın ve bergamotun hikâyesi.